Harvard'dan Google a Rakip

Harvard Üniversitesi, Google'a rakip geliyor...
Harvard Üniversitesi, dünyanın en büyük arama motoru Google’ı tahtından indirecek yeni bir sistem üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Harvard uzmanları bu konuda ne kadar iddialı olduklarını da, “Google bu yeni icadımızla birlikte Commodore 64 gibi kalacak” sözleriyle dile getirdi. (Commodore 64, şu anki bilgisayarların ilkel versiyonu olarak kabul ediliyor) Mayıs sonunda kullanılmaya başlanılacak Wolfram Alpha adlı bir program ve internet arama motoru sayesinde artık tıpkı Uzay Yolu’ndaki bilgisayar gibi arama motoruna soru sorabileceğiz. Wolfram Alpha’da ise, kutuya sadece “Everest Dağı’nın yüksekliği nedir” sorusu yazılacak ve cevap çıkacak.. Ayrıca, program sesi de tanıyabiliyor. Yani soru yazılarak değil de sesle de sorulabilecek. Programın özelliği bununla da kalmayacak. Şöyle soruları da yanıtlayabilecek:
- Everest’in boyunu Golden Gate Köprüsü ile karşılaştır.
- Hangisi daha yüksek.
- JFK öldürüldüğünde, Londra’da hava nasıldı?
Ücretsiz kullanılacak olan Wolfram, Harvard’lı fizikçi Steven Wolfram tarafından geliştirildi.

Dünyada en çok satılan cep telefonları

ABD ve Türkiye’deki satış verilerini inceleyen ekibimiz, en çok satan cep telefonlarının listesini ortaya çıkarttı.
Tüketiciler hangi cep telefonunu satın alıyor? Firmalar kadar kullanıcılar da bu sorunun cevabının peşinde. ABD’nin ve Türkiye’nin en büyük satış sitelerinin sunduğu verileri birleştirdik ve bu sorunun cevabına ulaştık.
İşte geçen seneden bu yana ABD’nin en çok satan cep telefonu modelleri:
Samsung Propel ProMotorola Krave ZN4Samsung EternityLG LotusSony Ericsson W760aRIM Blackberry BoldRIM Blackberry Storm Türkiye’de ise durum oldukça farklı:
Nokia 3600 SlideNokia 6300Samsung C260Nokia 1200Nokia 1209Digiphone E711Piranha FoxNokia 5800 XpressMusic Digiphone DG66LG KP105
Tüketici ihtiyaçlarının farklılığı oldukça belirgin. ABD’de kapaklı telefonlar başından beri büyük ilgi çekiyor. Bir de elbette akıllı telefonlar. Bu sebeple Samsung’un ve Motorola’nın başı çekmesi, Blackberry’nin ise her daim en çok satanlarda yer alması bizi şaşırtmadı. LG emin adımlarla büyük bir üretici olma yolunda ilerliyor. Sony Ericsson ise her yerde pazar payı kaybediyor, zira yeni telefonları ortaklığın ilk zamanındakiler kadar başarılı değil.
Türkiye için ise en önemli şey fiyatı. Nokia her zamanki gibi uygun fiyatlı ve temel işlevler sunan telefonlarıyla zirvede. En eski markalardan biri olması ve ürün gamını geniş tutması, Nokia’yı tüketicilerin aklından çıkartmıyor olmalı. Samsung da kapaklı telefonuyla kendine üst sıralarda yer buluyor. Bunun dışında çift SIM kartlı telefonlar önemli bir yer edindi. Operatörlerin bir taraftan indirim yapan, diğer taraftan kazık atan tarifeleri bunun en önemli sebebi. Ancak bu telefonların ne kadar uzun ömürlü olacağını birkaç sene sonra fark edeceğiz.
Bütçe sınıfı telefonlar kadar, Türkiye listesinde 5800 XpressMusic gibi yüksek fiyatlı telefonlar da yer alıyor. Bu da Türkiye’nin sosyo-ekonomik durumunu gösteriyor, halkın büyük bölümü uygun fiyatlı olsun düşüncesiyle telefon alırken, yadsınamayacak bir kısım da şıklığa ve işlevselliğe önem veriyor.
Daha fazlası için www.techno-labs.com sitesini ziyaret ediniz.

10 Kat Hızlı İnternet 3G İle Geliyor.


3G ile şu anki internet bağlantı hızının 10 katı hızda erişim mümkün olacak!
Turkcell Genel Müdür Yardımcıları Koray Öztürkler, Lale Saral Develioğlu, Tayfun Çataltepe ve İlker Terzioğlu, 3G İmtiyaz Sözleşmeleri’nin imza töreni öncesi Sheraton Otel’de basın mensuplarıyla sohbet toplantısı düzenledi.
Lale Saral Develioğlu, Turkcell’in mobil internet tarifelerinde 3G hizmeti başlamadan indirim yaptıklarını, bu sayede cepten internete erişimin ucuzladığını ifade etti.
Bilgisayardan internete bağlanmayı sağlayan Connect Card tarifelerinin de düşürüldüğünü aktaran Develioğlu, "Cepten internet tarifesini yüzde 73 indirdik. Bu 3G’de de aynı şekilde sürecek. Abonelerimiz 3G’yi çok uygun fiyatlarla kullanacaklar. Şu anda 3 milyondan çok 3G özelliği bulunan telefon kullanan Turkcell abonesi var" diye konuştu.
Lisanslar için imtiyaz sözleşmelerinin imzalanmasının ardından şebekeler arası ara bağlantı ücretlerine ilişkin anlaşmalar yapılacağını kaydeden Develioğlu, Turkcell’in mobil tarifede ara bağlantı ücretinin Avrupa Birliği ülkelerindeki tarifelerin yüzde 70 altında olduğunu söyledi.
Develioğlu, ayrıca operatörler arası çağrı sonlandırma hizmetlerinde de fiyatların üç operatör arasında dengeli bir dağılım göstermediğini vurguladı.
-LİSANS BEDELİ DÜN ÖDENDİ-
Öztürkler, 3G için A tipi lisans bedelini yasal düzenleme gereği bedelinin sözleşme imzalanmadan 24 saat önce ödenmesi gerektiğini belirterek, Turkcell’in ödemeyi dün gerçekleştirdiğini bildirdi.
Turkcell’in teknoloji liderliği konusunda A tipi lisansı satın almasının önemini vurgulayan Öztürkler, diğer yandan kriz ortamında devlete önemli bir kaynak yaratıldığına işaret etti.
Turkcell’in bu yıl 1,6 milyon dolar yatırım planladığını anlatan Öztürkler, bunun 300 milyon dolarının Belarus ve Ukrayna’ya, 600 milyon dolarının 3G lisans bedeline ödeneceğini, 800 milyon dolarlık da 2G ve 3G alt yapı yatırımı yapılacağını belirtti.
Öztürkler, Türkiye’nin ekonomisinin 2008’de yüzde 1,1 büyüdüğünü, bilişim-telekomünikasyon sektörünün de yüzde 10 büyüme gerçekleştirdiğini anımsatarak, "Bilişim, ekonomik büyümenin motoru oldu" dedi.
Öztürkler, Turkcell’in 3G hizmetini 81 ilde Temmuz sonu itibariyle sunmasının planlandığını belirterek, 3G ile veriye ulaşmada birim fiyatların düşeceğini söyledi.
3G ile şu anki internet bağlantı hızının 10 katı hızda erişim anlamına geldiğini ifade eden Öztürkler, bilgisayardan bir filmi edge hızında 7,5 saatte indirmek mümkünken 3G’de bunun 7.2 megabyte hızla 6,5 dakikada mümkün olabileceğini vurguladı.
Öztürkler, 3G hizmeti alınması konusunda abonelerden ıslak imza talep edilmesini olumlu bakmadıklarını, bu hizmetin doğrudan herkese verilmesinden yana olduklarını dile getirdi.
Tayfun Çataltepe de mobil iletişim sektörü olarak Türkiye’deki 6 milyon internet kullanıcısı sayısını 60 milyona taşımayı hedeflediklerini kaydetti.
İlter Terzioğlu ise Turkcell’in 3G hizmetini HSDPA teknolojisi ile çok daha kaliteli olarak sunacağını bildirdi.
Terzioğlu, imtiyaz sözleşmesi gereği 3G alt yapı çalışmalarının yüzde 40’ının Türkiye’de AR-GE alanında faaliyet gösteren şirketlerinin katılımıyla yapılması gerektiğini, bu durumun Türkiye ekonomisine de katkı sağlayacağını vurguladı.

Yeni Psp Mi?


Dedikodulara göre, büyük bir kesimin heyecanla beklediği yeni PSP görücüye çıkmak üzere. Bazı insanlar bu yeni PSP’yi PSP2 ismiyle anarken, bazıları ise PSP Go! demeyi tercih ediyor.
PSP Go! şayet yakın zamanda duyurulmazsa, kullanıcılar bu cihazın marifetlerini görebilmek için E3 fuarını beklemek zorunda kalabilirler
Öncelikle PSP Go!’nun UMD sürücüsü olmadan çalışacağı söyleniyor. Ayrıca cihazın dokunmatik ekrana da sahip olacağı söyleniyor. Eski PSP ile aynı tuş kombinasyonuna sahip olacak olan PSP Go!’da analog kontroller olmayacağı da söylentiler arasında. Aynı zamanda, PSP Go!’nun 8 ve 16 GB’lık 2 farklı versiyonu bulunacak.
Yeni PSP konusunda Sony’den resmi bir açıklama gelmezken, dolaşan söylentiler için de herhangi bir yorum yapılmadı.
Daha fazlası için http://www.techno-labs.com/?ver=08 sitesini ziyaret ediniz.

MP3 ler MP3HD mi oluyor

Günümüzün en popüler ses formatı MP3 eskimeye başladı. MP3’ün yerini alabilecek yeni biçim MP3HD’nin bizlere getirdiği yenilikler ve vaatleri neler?

Her ne kadar bizi yıllardır eğlendirse de, MP3’ün artık eskidiğini kabul etmek gerek. Bitrate’i ne kadar yüksek tutarsanız tutun MP3 ile orjinal ses dosyasının birebir kopyasını almanız mümkün değil. MP3’ün ortaya çıkmasına yardımcı olan Thomson firması bu sefer karşımıza yeni bir çözüm getiriyor.

Bu çözümün adı ise; “MP3HD”. Bu yeni biçimin en önemli özelliği ise daha önce MP3 dinlemek için kullandığınız her cihaz ve uygulamayla uyumlu olarak çalışabilmesi. Adından da anlaşılabileceği gibi bu yeni format bize çok yüksek ses kalitesi vaat ediyor.

Ancak yüksek kalite beraberinde çok büyük boyut sorununu da getiriyor.

Çok yüksek kalitedeki ses dosyalarının iyi bir biçimde sıkıştırılmasına olanak sağlayan yeni bir formattan çok küçük boyutlar beklemek haksızlık olur.

Ancak yine de bu tip müzik dosyalarını hem düşürebilecek en küçük boyuta çekip hem de her cihaz ve uygulama ile çalıştırabilmek büyük bir başarı. MP3HD, “Lossless” yani kayıpsız olarak adlandırılan bir ses dosyası biçimi.

Bu da orjinal ses dosyasının birebir dijital kopyasını alabildiği anlamına geliyor. Bu biçimdeki dosylar ayrıca sıkıştırma da yaptıklarından WAV ve AIFF gibi biçimlere göre çok daha verimli oluyorlar.

Örneğin, en yüksek kalite seviyesinde, MP3HD dosyaları bir WAV dosyasının yaklaşık üçte ikisi boyutunda oluyor. Bu sayede CD kalitesindeki birçok müzik dosyasını taşınabilir cihazınıza depolayabileceksiniz.

Daha fazlası için www.techno-labs.com sitesini ziyaret ediniz.

Kullanmak İstediğimiz 10 Teknoloji

Teknoloji şirketlerinin tüm tüketiciler dilediği halde vermediği ya da veremediği, bilim-kurgu filmlerinde görülen birçok yüksek teknoloji ürünü bulunuyor.

İngiliz teknoloji sitesi Itpro’nun derlemesine göre, tüketicilerin kullanmak isteyip de alamadığı 10 bilim-kurgu teknolojisi şöyle:

1 - Kol saati biçiminde görüntülü telefon

Metropolis, DangerMouse, Austin Powers filmlerinde görüldü. Bu teknoloji çoktan bazı mobil cihazlarda uygulansa da, tüketicinin saat
şeklinde bir cihazda bunu isteyip istemediği önemli sorun.

Eğer uygun şebeke bağlantısı sağlanırsa, insanların görüntülü telefon konuşmaları yapmaları mümkün. Hatta bir şirket saat şeklinde mobil telefon da üretti.

Skype bir süre önce, teknolojiye uygun cihaz gerekse de bedava görüntülü telefon konuşması hizmeti vermeye başlamasına karşın, mobil cihazla görüntülü telefon konuşması yapmak hala çok pahalıya geliyor.

Ayrıca insanlar özellikle bir yabancıyla, mobil cihazlarında yüz yüze konuşmayı pek istemiyorlar.

2- Jet yeleği

The Rocketeer, Iron Man, Astro Boy, Thunderball, Minority Report filmlerinde görüldü.

Bilim-kurgu özellikle filmlerde jet yeleği fikrini severken, Naziler’in çalışan bir jet yeleği geliştirdikleri dedikodularıyla birlikte günümüz teknolojisi, bunun askeri veya sivil ulaşım biçiminde kullanımına uzak görünüyor.

Bugünün teknolojisiyle jet yeleklerinin günlük ulaşımda pek de fazla kullanım imkanı bulunduğu görülmüyor.

3 - Işınlama

Uzay Yolu ve Sinek filmlerinde görüldü. Bilim-kurgunun başlıca ürünü ışınlamaya göre, birisi bir yerden bir yere ancak atomları taşınarak ışınlanabilir. Ancak fizik kurallarına göre, taşınacak çok büyük miktarda atom bulunmasından ve birini bir yerden bir yere göndermek için çok büyük miktarda veri depolanması gerektiğinden bu son derece zor bir iş.

Bu mümkün olsa ve diğer kopya kendisini tüm düşünceleri ve hatıralarıyla tam olarak yaratabilse bile orijinal kopyaya ne yapılacağı önemli bir sorun. Orijinali veya diğer kopyaları imha etmenin de pek iyi bir çözüm olmadığı anlaşılıyor.

4 - Süper akıllı robotlar

Terminator’ler, Robocop, AI, The Matrix filmlerinde görüldü. Tüm dünyada şu anda bilim-kurgunun ana teması akıllı robotları geliştirmek için bir yarış başlasa da, bu, kısa vadede gerçekleşecek ya da düşünüldüğü şekilde olacak gibi görünmüyor.

Honda, Asimo isimli bir robot yaratırken ve sanayide robotların kullanıldığı görülürken, şu anki robotlar hala ilk safhada bulunuyor ve bir robot araştırıcısının söylediği gibi ilk robot polis memurunun ancak 75 yıl sonra ortaya çıkabileceği düşünülüyor.

5 - Lazer silahları

Yıldız Savaşları, Uzay Yolu filmlerinde görüldü. Bilim-kurgunun bir başka ana ürünü lazerler, bilim, tıp ve diğer teknoloji uygulamalarında, örneğin CD’lerde genel kullanım alanı bulurken, bu teknoloji daha çok askeri amaçlı kullanılıyor ve ABD ile İsrail hükümetleri tarafından geliştirilen "Tactical High Energy Laser" ile gerçek yaşamda örneği görülebiliyor.

Filmlerde görülen lazer tabancaları ise biraz gerçeğe uymuyor. Filmlerdeki lazer tabancaları güç kaynağı yok gibi görünüyor ve gerçekte bu silahlara enerji yüklenmesi gerekirken, modern mobil teknolojisi, yeterli gücü sağlayamıyor.

6 - Klon insanlar

Gattaca, The Sixth Day, Blade Runner, The Boys from Brazil filmlerinde görüldü.

İnsan klonlama olasılığı gerçek yaşamda konuşulur ve bilim-kurgu filmlerinde uzun bir süredir görülürken, teknolojideki ilerleme bunu her zamankinden daha olası kılıyor.

Dolly, bir yetişkin hücreden klonlanan ilk memeli oldu ve bundan sonra aynı süreçle başka hayvanlar da klonlandı. İnsan klonlamak ise, etik ve bilimsel tartışmalardan ötürü geleceğe yönelik büyük bir adım olarak görülüyor.

7- İleri teknoloji hologramları

Red Dwarf, Uzay Yolu, Yıldız Savaşları filmlerinde görüldü. Kredi kartları, kimlik kartları ve ehliyetlerde görülen ve bazen lazer
kullanılarak yapılan hologramların daha etkileyici olan bilim-kurgu versiyonlarındaki 3 boyutlu olanına henüz günümüz teknolojisi ulaşamadı. Ancak yakın gelecekte, mobil cihazlar tarafından oluşturulan iki boyut projeksiyon şeklindeki hologramlar piyasaya çıkacak.

Mobil cihaz üreticileri uzun bir süredir, her zaman yanımızda olan cep telefonlarıyla görüntü yansıtabilecek bu teknoloji üzerinde çalışmalarını
sürdürüyorlar.

8 - Kendi giden ve uçan arabalar

Blade Runner, 5. Element filmlerinde görüldü. Çocukların fantazilerine süsleyen, havada kendi kendine giden uçan otomobiller henüz gerçek olmadı. Bilim-kurgu filmleri bu araçların uçma ve gitme metodunu hiçbir zaman açıklamazken, sürücüsüz otomobiller daha akla uygun geliyor ve bu alandaki birçok araştırma bunu gerçeğe daha yakın kılıyor.

9 - Uzay turizmi

Total Recall, 2001: A Space Odyssey filmlerinde görüldü. Birçok bilim-kurgu hikayesi insanları başka gezegenlere özellikle Mars’a seyahat ederken hem de özel bir astronot eğitimi almadan hatta normal nefes alma cihazı olmaksızın gösteriyor.

Mars olmasa da 2009’da uzay turizmi giderek daha gerçek hale geliyor ve geçen yıllarda kurulan şirketler sayesinde yörünge altı turizmi nispeten ucuzlayarak insanlar için olası hale gelmeye başlıyor.

Bu şirketlerden Virgin Galactic fazla bir eğitim olmaksızın insanlara uzaya uçma umudu ve daha da ilerde bu seyahatin iyice ucuzlaması imkanı veriyor.

10 - Uçan kaykay

Geleceğe Dönüş filminde görüldü.

Geleceğe Dönüş filmlerinde Marty McFly rolündeki Michael J Fox’ın kullandığı uçan kaykay, "hovercraft (hava yastıklı araçlar)" ile aynı basit
ilkeyi kullanarak uçan bir kaykay.

Özellikle bazı yaşlardakiler çok arzu etse de, maalesef gerçek yaşamda bilim adamları hiçbir zaman uçan kaykay kadar küçük bir şeyde çalışabilecek bir hovercraft teknolojisi geliştiremediler.

14 Milyar Dolarlık Cep Telefonu Çöp Oldu


Türkiye 14 Milyar dolarlık cep telefonunu çöpe attı!


Türkiye’de mobil iletişim sistemlerinin hizmete girdiği 1994’ten 2006 yılına kadar 14 milyar dolarlık ithal cep telefonu kullanım dışı kaldı.

Aralık 2005’ten bu yana Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesindeki Mobil Cihaz Kayıt Sistemi’nde IMEI numaralarıyla kayıt altına alınan cep telefonlarının sayısı 113 milyona yaklaştı.

Mobil iletişim sistemleriyle 1994’te tanışan ve yılda ortalama 10 milyon cep telefonu satışının yapıldığı Türkiye’de, o tarihten bu yana 22 milyar dolarlık cep telefonu ithal edildi. 1994’ten 2006 yılına kadar çeşitli nedenlerle çöpe atılan cep telefonları yüzünden Türkiye’nin zararı 14 milyar dolara ulaştı.

-İÇERİĞİNDE 300 FARKLI MALZEME BULUNUYOR-

Cep telefonlarının çöpe atılması ekonomiye olduğu kadar doğaya ve insan sağlığına da zarar veriyor. Bu nedenle mobil cihazların geri dönüşümünün sağlanması önem taşıyor.

Elektronik atıkların (e-atık) geri kazanımı konusunda Türkiye, Almanya ve Hong Kong’da faaliyet gösteren "Exitcom" adlı şirket, Türkiye’de 2003’ten bu yana aralarında bilgisayar ve beyaz eşyaların bulunduğu yaklaşık 1305 ton e-atık topladı. Şirketin geri kazandırdığı bu atıkların sadece 3,5 tonu cep telefonlarından oluştu.

Şirket yetkililerin verdiği bilgiye göre, cep telefonlarının geri dönüşüm oranları, Almanya’da olduğu gibi Türkiye’de de çok düşük seviyelerde seyrediyor.

Yaklaşık 300 malzemenin bulunduğu mobil telefonların içeriğinin yüzde 56’sı plastikler, yüzde 5’i metaller, geri kalan kısmı ise geri dönüşüm imkanı bulunmayan LCD ekran ve sıvı kristallerden oluşuyor.

Cep telefonlarının çöpe atılması, içeriklerindeki bakır, nikel, gümüş,kurşun/kalay lehimleri, yanma önleyiciler, epoksi, kobalt, berilyum, kurşun
ve nikel-kadmiyum gibi metaller nedeniyle çevreye ve insan sağlığına zarar veriyor.

Geri dönüşüm sistemine giren cep telefonlarının pilleri, pil üretiminde ve paslanmaz çelik dökümünde, elektronik devrelerindeki metaller elektronik ve medikal sektörde, plastik kısımları ise trafik konileri, plastik çitler ve araç tamponları yapımında kullanılıyor.

512 Liralık Mini Laptoplar Piyasayı Sallıyor.



Son altı ay içinde satışlarını dörde katlayarak toplam laptop pazarının yüzde 9.2’sini kontrol etmeyi başaran minik dizüstü bilgisayarlar, KDV indirimi ve kampanyalarla ciddi hedef büyüttü

Dizüstü bilgisayar (laptop) pazarında küçük boyutları, uygun fiyatı ve internet odaklı tasarımıyla tüm dünyada rekor satış rakamları yakalayan ‘minik laptop’lar (netbook) Türkiye’de de büyüme kaydetti.
Araştırma şirketi GfK Türkiye’nin verilerine göre 2009’un ilk iki aylık döneminde toplam bilgisayar pazarında adette yüzde 25’lik düşüş yaşanırken, minik laptop kategorisindeki ürünlerde ciddi çıkış yaşandı.

Pazar hızlı büyüyor
Bundan altı ay önce minik laptop kategorisi, toplam taşınabilir bilgisayar pazarının yüzde 2.7’sini oluştururken, şubat 2009 itibariyle bu alanda ulaşılan rakam yüzde 9.1 oldu.
Dell, HP, Asus, Acer, MSI, Toshiba, LG, Samsung gibi yabancı üreticilerin yanı sıra Crea, Exper ve Datron gibi yerli oyuncuların da etkili olduğu pazarda, büyümenin sürmesi bekleniyor. Kriz paketiyle birlikte yaşanan yüzde 10’luk KDV indirimi ve başta TTNet’in LG ile yaptığı kampanya olmak üzere benzer girişimlerin operatör bazında da başlayacak olması, büyüme beklentisinin en önemli iki sebebi olarak gösteriliyor.
Krizin etkili olduğu 2009’un ilk ayının sonuçlarına göre, toplam bilgisayar pazarı 260 bin adetlik satış rakamına ulaştı. Geçen yıl bu alanda 345 binlik satış rakamı gerçekleşmişti. Adette yüzde 25’lik düşüş yaşanırken, ciro bazında ilgili dönemler karşılaştırıldığında yüzde 16’lık düşüş dikkat çekti.

Laptop, masaüstünü geçti
Masaüstü bilgisayarların 119 bin adet sattığı ilk iki ayda laptop satışları 141 bin oldu. Bu arada ulaşılan bu sonuçların ardından masaüstü PC grubu, laptop’ların gerisine düştü. Masaüstü PC grubu toplam pazarın yüzde 45.8’ini temsil ederken, laptop kategorisinin büyüklüğü yüzde 54.2’ye çıktı.

Netbook’ların yükselişi
Aylar Pazar payı (%)
Netbook Laptop
Eylül 2008 2.7 97.3
Ekim 2008 3.2 96.8
Kasım 2008 3.9 96.1
Aralık 2008 4.4 95.6
Ocak 2009 5.2 94.8
Şubat 2009 9.1 90.9



Neden Netbook?

Wi-Fi teknolojisi sayesinde internet tabanlı uygulamalara her an her yerde kolay yoldan erişimi sağlayan netbook’lar, 1 kilogramın altındaki ağırlıkları ve 10 inçin aşağısındaki ekran boyutuyla yoğun ilgi görüyor.
Müzik, fotoğraf ve video içeriğinin yanı sıra yazı tabanlı kullanım için önerilen bu modeller, oyun, gelişmiş programlar ve profesyonel kullanım için tavsiye edilmiyor. Genellikle 1GB’lık RAM’in yeterli olduğu bilgisayarların 2GB’lık versiyonları daha fazla performans için ideal bir çözüm olarak öne çıkıyor.


Micheal Dell’in geri dönüşü işe yaramadı!

Micheal Dell’in, bir süreliğine bıraktığı CEO’luk görevini yeniden devralmasının ardından yeni ürün ve iş kollarına yatırım yapan ABD’li Dell, yaşanılan dönüşüm sürecine karşılık kan kaybını sürdürüyor. (Michael Dell, Mart 2004 tarihinde CEO’luk görevini bıraktı. 31 Ocak 2007’de şirketin başına yeniden geçti.)
Dell firması, 2009’un ilk çeyreğinde (ocak-şubat-mart) bilgisayar satışlarında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16.7’lik düşüşle karşı karşıya kaldı. Dell’in global pazar payı yüzde 13.6 oldu. Araştırma şirketi IDC’nin verilerine göre, düşüşte ABD pazarında elde edilen rakamların büyük etkisinin olduğu belirtiliyor.
HP’nin global satışları ilk çeyrekte yüzde 2.9 arttı. Dell’in satışlarının ciddi düşüş yaşadığı ABD pazarında HP, satışlarını yüzde 12.2 yükseltti. Elde edilen bu rakamların ardından HP’nin global ligdeki pazar payı yüzde 20.5 oldu.
HP ve Dell’in ardından üçüncülük yüzde 11.6’lık payla Tayvanlı Acer’ın oldu. Acer bir önceki yıla göre pazar payını yüzde 6.8 yükseltti. Ucuz fiyatlı, mini laptop alanındaki modellerin Acer’ın çıkışında önemli etkisi oldu.
Çinli üretici Lenovo, global ligde eksi yazan bir diğer üretici oldu. Toshiba’nın pazar payı ise yüzde 11.6’lık artışla yüzde 5.4’e çıktı.


Google u Krizde Durduramadı


Google krizde de kar etti


İnternet arama motoru Google’ın, yılın ilk çeyreğinde karı yüzde 9 artarak, 1,42 milyar dolar oldu. Aynı dönemde gelirleri de artan Google’ın, gelir büyümesi ise geçen yılın son çeyreğine göre yavaşladı.

İnternet arama motoru Google’ın, yılın ilk çeyreğinde karı yüzde 9 artarak, 1,42 milyar dolar oldu. Aynı dönemde gelirleri de artan Google’ın, gelir büyümesi ise geçen yılın son çeyreğine göre yavaşladı.

Google yaptığı açıklamada, bu yılın ilk çeyreğinde karının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 artarak, 1,42 milyar dolara (hisse başına 4,49 dolar) çıktığını bildirdi. Şirket, 2007’nin ilk çeyreğinde 1,31 milyar dolar kar etti. İlk çeyrek geliri ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artarak 5,5 milyar dolar olan şirketin gelir büyümesi Ağustos 2004’ten bu yana ilk kez çift haneli rakamın altında kaldı. Geçen yıl son çeyrekte 5,7 milyar dolar gelir elde eden ve bu yıl ilk çeyrekteki geliri 2008’in son çeyreğinin altında kalan Google’ın geliri, böylece ilk kez bir önceki çeyreğin altına düştü. Bu gelir azalmasının ekonomik durgunluğun Google da etkilediğini gösterdiği belirtildi.

Google üst yöneticisi Eric Schmidt yaptığı açıklamada, "Hiçbir şirket durgunluğa karşı dirençli değil. Ekonomik olarak bilinmeyen bölgelerdeyiz ve Google kesinlikle etkisini hissediyor" dedi.

Şirketin, ekonomik durgunluğun derinliği dikkate alındığında iyi bir çeyrek sonucu çıkardığını belirten Schmidt, "Bu sonuçlar bizim iş modelimizin esnekliğini ve kullanıcılar ile reklamcıların internete yönelmesiyle internetin devam eden potansiyelinin altını çiziyor" diye konuştu. Google’ın, birçok şirketi olumsuz etkileyen reklamlardaki azalma konusunda iyi pozisyon aldığını söyleyen Schmidt, "reklamcılar harcamalarını sürdürüyor, ancak tekliflerini düşürüyor" dedi. Küresel kriz nedeniyle tasarrufa yönelmesi yüzünden ilk kez istihdamını
azaltan şirket, mart ayı sonu itibariyle 20 bin 164 kişiye istihdam sağlıyor.

Kendini Yasaklayan Youtube

Türkiye’nin de içinde bulunduğu bazı ülkelerde yasaklanan video paylaşım sitesi YouTube bu kez kendini yasakladı.

Güney Kore’de 1 Nisan tarihinde kabul edilen ve yürürlüğe giren yeni bir yasaya göre internet kullanıcılarının açık kimlikleri haricinde başka bir kimlikle paylaşım sitelerine kayıt olması suç kapsamına alındı. Kullanıcılarını hapse düşürmek istemeyen YouTube ise çareyi ülkenin siteye video yüklemesini ve yorum yapmasını engelleyerek buld

Hackerların En Meşhur 5 Tanesi



Sanal ortamın en korkulan 5 adamı kimdir, neler yapmıştır, şimdi ne işle uğraşıyorlar? Karşınızda dünyanın en ünlü 5 hacker'ı.

Symantec, ABD Adalet Bakanlığı ve National White Collar Crime Center'ın kayıtlarından alınan bilgilere göre en ünlü ve tehlikeli 5 hacker şunlar:

Fred Cohen

1983 yılında, üniversite öğrencisi Fred Cohen, kendini kopyalayarak bilgisayarlara yayılan zararsız bir program geliştirdi. Bu yazılım kendini yasal bir programın arkasına gizlemişti. Daha önce birçok kez virüs uyarıları yapılsa da Cohen'inki belgelenmiş ilk olaydı. Cohen'in profesörünün bu yazılım için önerdiği isim ise "virus" olmuştu. Cohen şimdi bir bilgisayar güvenlik firmasını yönetiyor.


Kevin Mitnick

ABD Adalet Bakanlığının, "Birleşik Devletler tarihinin en çok aranan bilişim suçlusu." diyerek onurlandırdığı(!) Mitnick henüz 17 yaşında hapse girmişti. Suçu Novell, Motorola, Sun, Fujitsu gibi büyük şirketlerin sistemlerine girerek ciddi zararlar vermekti. Son olarak 1995 yılında yakalandı ve 46 ay hapis cezası aldı. Salıverildikten sonra "The Art Of Intrusion." adında bir kitap yazdı. Hakkında "Takedown" adlı bir de film çekilen Kevin Mitnick şimdi Cohen gibi bir bilgisayar güvenlik firmasının başında.


Robert T. Morris

1988 yılında, yine bir öğrenci olan Morris, bilgisayar kurdu olarak anılan bir virüs geliştirdi. Morris daha sonra bunun kötü amacı olmayan bir deneysel çalışma olduğunu söylese de, davacılar etkilenen bilgisayarlarda yüzlerce dolarlık zarar meydana geldiğini iddia ettiler ve cezalandırılmasını istediler. Sonunda Morris, 3 yıl göz hapsi, kamu hizmeti ve 10 bin dolar para cezası aldı.1995 yılında bir yazılım firması kuran Morris, 3 sene sonra şirketi tam 45 milyon dolara Yahoo'ya sattı. Morris şu anda M.I.T'te Bilgisayar Bilimleri ve Yapay Zeka Laboratuvar'ında profesör.


Kevin Poulsen

Poulsen arabalara çok düşkündü. 1990 yılında bir radyo istasyonu, kendilerini arayan 102.kişiye Porsche hediye edeceklerini duyurunca, telefon hatlarına girerek 102.olmayı başardı. Ancak Poulsen, önceden beri hükümet tarafından takip ediliyordu ve ilk yakalandığında henüz çok gençti. Ceza yerine kendisine bir yüksek teknoloji firmasında iş verildi. O burada da rahat durmadı ve FBI ile Savunma Bakanlığının bilgisayarlarına sızdı. 17 ay kaçmayı başaran Poulsen 1991 yılında yakalandı. Kendisine verilen 51 aylık ceza bilişim suçları kapsamında o zamana kadar ki en ağır cezaydı. Meslektaşlarının aksine güvenlik firması yönetmeyen Poulsen, bunun yerine yazarlığı tercih etti. Kendisi halihazırda Wired News'de yazıyor.


Shawn Fanning

Shawn Fanning'den hacker olarak bahsetmek aslında zor ama yaptıkları çoğu hacker'ın yaptıklarından daha önemliydi. İsmi size tanıdık gelmeyebilir fakat lakabı çok tanıdık: Napster. Bu lakabı kıvrımlı saçları nedeniyle okuldaki arkadaşları takmıştı. Fanning daha sonra bu lakabını müzik paylaşmaya başladığı site için ad olarak seçti. Zamanla Napster'ın ziyaretçileri çoğaldı çünkü daha önce 15 dolara aldıkları müzik CD'lerini artık ücretsiz olarak mp3 formatında indirebiliyorlardı. Sonunda beklenen oldu ve müzik şirketleri Napster'a ve Napster'dan müzik indirenlere dava açtılar. Davayı kazandılar ama aslında savaşı kaybettiler çünkü artık insanlar ücretsiz müzik indirmenin keyfine varmışlardı ve bundan da hiç vazgeçmediler.

Shawn Fanning artık müzik endüstrisinin dışında. Son olarak 2006 yılında Rupture adında bir sosyal ağ sitesi açtı.

Conficker'ın Mucidi Kim?
En güncel virüs Conficker'ın arkasında kimlerin olduğu henüz bilinmiyor. Geliştirenler her kimse sürekli güncelleme yaparak virüsün etkisiz hale getirilmesini engelliyor ve güvenlik uzmanlarını çıldırtıyorlar.

Profesör Merrick Furst'a göre Conficker'ın arkasındakiler oldukça tecrübeli ve bilgili kişiler. 25 yıl önce ilk virüsü yazan Cohen ise, geriye baktığında, hackerların kendilerini geliştirmelerinin ve tecrübe kazanmalarının çok fazla zaman aldığını ve bunun da kendisini şaşırttığını söylüyor.

Daha fazlası için www.techno-labs.com sitesini ziyaret ediniz!


İnternete gündem montajı yapılır


Ozan Tüzün’ün iki yıl önce açtığı blogu bobiler.org’da çıkan komik “monteler” internette en çok dolaşan mesajlar arasında. Tüzün siteyi ayda bir milyon kişinin tıkladığını söylüyor

Bobiler.org yaklaşık 20 bin kullanıcının çeşitli konu başlıkları altında görsel işler ürettiği bir site. Sitenin içeriği kullanıcılar tarafından belirleniyor, ana sayfada yer alacak işler de kullanıcıların oylarıyla seçiliyor.

Üyeliğe terfi etmeden önce bir süre “kuçu” olarak takılınılan bobiler.org’un ziyaretçileri ağırlıklı olarak lise ve üniversite öğrencileri. Siteyi reklam, grafik ve tasarım işinde çalışanlar da takip ediyor. Ayrıca üyeler tarafından hazırlanan görseller facebook ve e-posta aracılığıyla binlerce kişiye ulaşıyor. Sitenin kurucusu Ozan Tüzün “Bobiler’de yer alan bazı çalışmalar bize sormadan aşırılıyor, ana haber bültenlerinde gösteriliyor, gazetelerde yayımlanıyor. Ama sitenin adını bile geçirmeye gerek duymuyorlar” diyor.

Siteye gönderilen, üzerinde photoshop’la oynanarak esprili bir hale gelen işlere “monte” deniyor. Bir “monte” ile yaklaşık üç saat uğraşılıyor. Üzerinde bir hafta çalışan “monteler” de var. Mizah dergisi Penguen’le yapılan anlaşma sonucunda dergi her hafta bir “monte”ye yer veriyor.

Sitenin ismi nereden çıktı?
Ablamla birbirimizi bobi diye çağırırız. Bir gün mağazada alışveriş yaparken birbirimize bobi diye seslendiğimizi duyan görevli “Hey bobiler baksanıza” dedi. Sitenin ismi de oradan çıktı. Bobiler.org önceleri kendi blog’umdu. İki yıl önce açmıştım. Monteler ekliyordum. Sonra başkaları da monteler göndersin istedim, interaktif hale getirdim.


“En çok Erdoğan’ın fotoğrafları üzerinde ‘oynanıyor”

Siteyi kaç kişilik bir ekip hazırlıyor?
Sitenin altyapısı ile ben uğraşıyorum. İki arkadaşım moderasyona yardım ediyor.

Yolladığınız şeyin sitede yayınlanması için ne gerekiyor?
Komik ve zekice bir şeyler arıyoruz. Bize yollanan işlerin yüzde 96’sı üzerinde oynanarak, photoshop yapılarak, zekice bir hamleyle komik hale getirilmiş işler...

Üzerinde en çok photoshop yapılan kim?
Herhalde Tayyip Erdoğan. Hep yeni birileri çıkıyor; Tatar Ramazan, Küçük Onur, Esra Ceyhan’ın uçan adamı Sabri...

Başbakan, milletvekilleri, sanatçılar “monte”lerden nasibini alıyor. Hakkınızda dava açılmaması için sansür uyguluyor musunuz?
Başbakanımıza yaptıklarınızı savcılığa bildireceğiz tarzında telefonlar ve e-posta’lar geliyor. Ancak şu ana kadar hiç dava açılmadı. Bu röportajdan sonra başımız ağrıyabilir tabii! Hukuksal olarak başımızı derde sokacağından şüphelendiğimiz, hakaret içerdiğinden emin olmadığımız işleri bir uyarı metniyle birlikte yayımlıyoruz: “Bu eserde hakaret / halkı savaştan soğutma gibi bir suç var mı yok mu çözemedik, görmek istediğinize emin misiniz?”


Siteyi günde 25 bin kere kapattılar
Sansürü yine siteye özgü komik bir şekilde protesto etmiştiniz...
Youtube kapatıldığı zaman sansürü protesto ettik sitede. Bir buton vardı. “Eğer sitede sizi rahatsız eden bir içerik varsa, tıklayın tüm ziyaretçilere kapatın” yazıyordu altında. Sonra herkes kapatmaya başladı siteyi. 10 saniyede bir kapanıp duruyordu. “Ben yabancıyım, bana kapatma” butonu eklemek zorunda kaldık. Böylece kapansa da siz etkilenmiyordunuz. Bir gün boyunca sürdü protesto, bu süre
içinde 25 bin kere kapatıldı site.

Windows Live'ın incileri



Microsoft'un Windows Live markası basit web tabanlı araçlardan çok daha fazlasını sunuyor. Bu ücretsiz yazılım ailesinin popüler üyelerini mercek altına aldık.

Google ve Yahoo! gibi internet devlerinin sunduğu online araç¬arı kıskanan Microsoft, geçtiğimiz yıllarda Hotmail ve MSN Messenger gibi popüler servislerini Windows Live markası altına taşımaya başlamıştı. Bunların yanı sıra Microsoft, PC kullanıcılarının işlevselliğini artıracak yeni yazılımlar da geliştirerek Windows Live markasının hakkını vermeye başladı. Sizin de bu ücretsiz uygulamalardan faydalanabilmek için tek ihtiyacınız bir Windows Live ID'ye (bir Hotmail hesabına ya da eski adıyla .Net Passport hesabına) sahip olmak.

Ücretsiz indirme yardımcısını indirmek için http://get.live.com adresini ziyaret etmeniz yeterli. İndirdiğiniz programcığı çalıştırıp yüklemek istediğiniz yazılımları işaretleyin. Bu indirme yardımcısını her zaman yeniden çalıştırıp bazı programları sonradan da kurabileceğinizi unutmayın.

Fotoğraf Galerisi'ni keşfedin

Windows XP'ye Vista fonksiyonelliğini kazandırın.
Windows Live Fotoğraf Galerisi size tanıdık gelirse şaşırmayın, çünkü gerçekten de tanıdık bir yüzle karşılaşacaksınız. Windows Live Fotoğraf Galerisi, Windows Vista'yla birlikte gelen Fotoğraf Galerisi'yle görünüm ve işlevsellik olarak oldukça benzer. Aracın tek farkı fotoğraflarınızı Live Spaces hesabınızla daha başarılı bir şekilde entegre edebilmesi. Bu, yazılımı Windows Vista kullanıcıları için vazgeçilmez bir araç haline getirmiyor ama aracın XP destekli olduğunu da unutmamak gerek. Böylece Windows XP'nizi bir nebze daha Vista görünümüne kavuşturabilirsiniz.

Temel işlevler
Windows Live Fotoğraf Galerisi temelde resimlerinizi merkezi bir noktada organize edebileceğiniz ve görüntüleyebileceğiniz bir yazılım. Bununla birlikte boyutları değiştirme, kırpma ve çeşitli renk ve ışık düzeltmeleriyle resimlerinizde düzenlemeler yapabilirsiniz. Live Fotoğraf Galerisi belki tam donanımlı bir imaj düzenleme yazılımının yerini tutamaz ama yine de çoğu fotoğrafınızı geliştirmenize yardımcı olacaktır.
Live Fotoğraf Galerisi fotoğraflarınızı yayınlamak için de çeşitli seçenekler sunuyor: Fotoğraflarınızı yazıcıya gönderebilir ya da veri CD'sine (Vista'da DVD'ye de) yazabilir, e-postayla gönderebilir ya da Windows Live Spaces, MSN PhotoBox ya da Flickr üzerinden web'de yayınlayabilirsiniz.

Programı Başlat > Tüm Programlar > Windows Live menüsünden ilk kez çalıştırdığınızda programa güvenlik duvarınızdan izin vermeyi unutmayın. Programın kurulum aşaması yok; sadece programı BMP JPG, WDP ve PNG dosyaları için varsayılan yapmak isteyip istemediğiniz sorulacaktır. Fotoğraflarınızı başka bir imaj editöründe görüntülemeyi planlamıyorsanız bu noktada Evet'i seçmenizi öneririz. Program açıldığı zaman otomatik olarak fotoğraf ve videolarınızı kataloglamaya başlayacaktır.

Klasör ekleyin
Varsayılan olarak Fotoğraf Galerisi, Resimler ve Video klasörlerinizi indeksler, fakat siz kolayca Dosya > Galeriye klasör ekle komutunu vererek farklı bir klasörün de indekslenmesini sağlayabilirsiniz. Ölçeklenebilir küçük resimler Windows Vista kullanıcıları için yeni bir şey değil ama bu özellik XP kullanıcılarının hoşuna gidecektir. Varsayılan olarak dosyalarınız içinde bulundukları klasöre göre organize edilirler, ama navigasyon bölmesinde iki farklı ne seçeneği daha bulabilirsiniz: tarihe veya etikete göre. Fotoğraf makinesiyle çekilmiş hemen hemen tüm fotoğraf ekildikleri tarih ve saat bilgisini üzerinde taşırlar. Böylece fotoğraflarınızı yıl, ay ve güne göre gezinerek hangi fotoğrafın ne çekildiğini öğrenebilirsiniz.

Koleksiyonlarınızı yaratın
Fazla kullanılmamasına rağmen ciddi bir potansiyel taşıyan özelin biri "etiket"Ierdir. Etiketler, fotoğraflara ya da fotoğraf gruplarına ekleyebileceğiniz ve sonradan bulunmalarını kolaylaştıran kelimelerdir. Böylece tatil fotoğraflarınızla sevimli kedinizin fotoğraflarını birbirinden ayırabilirsiniz. Her fotoğrafa veya videoya birden fazla etiket ekleyerek kısa sürede koleksiyon oluşturabilirsiniz.
Etiketlerin güzel yanı, fotoğraflarınızı birkaç klasöre kopyalamaya olmadan birden fazla koleksiyonda görülebilmelerini sağlamalarıdır. Böylece hem resim ve video klasörlerinizi karmaşadan uzak tutabilir, hem de sabit disk alanından kazanabilirsiniz.

Fotoğraflarınızı paylaşın
Fotoğraflarınızı güzelce organize ettikten sonra sıra fotoğraflarınızı arkadaşlarınızla nasıl paylaşacağınızı düşünmeye gelmiş demektir, En geleneksel yöntem resimlerini kağıda bastırmaktır ki bunun için menüsünü kullanabilirsiniz. Bu seçenek sizi Windows'un sihirbazlarından birine yönlendirecektir. Aynı şey Yap menüsü için de geçerli: Bu menüyü kullanarak veri CD'si, DVD ya da film oluşturabilirsiniz. (Son ikisi sadece Vista için geçerlidir.) a düğmesi fotoğraflarınızı hızlıca küçültüp arkadaşlarınıza göndermenin kolay bir yoludur. Çözünürlük seçeneği olarak 180'den başlayıp orijinal boyuta kadar giden seçeneklerle karşılaşacaksınız. Son olarak, Yap menüsünden "Panoramik fotoğraf oluştur" seçeneğini seçerek iki fotoğrafı birleştirmeniz mümkündür. İşlem tamamen otomatiktir ve harcadığınız minimum zaman dikkate alınırsa gerçekten şaşırtıcı sonuçlar vermektedir.

E-posta sisteminizi yenileyin
Microsoft Windows Live Mail yazılımıyla Hotmail ve Premium hesabı olan ve e-postalarına çevrimdışı olarak erişmek isteyen kullanıcıları hedefliyor. Hatta e-posta istemcinizden memnun olsanız bile Live Mail'de size çekici gelen bir şeyler bulabilirsiniz. XP kullanıcıları Outlook Express'e kıyasla programı güvenlik ve özellik bakımından çok daha geliştirilmiş bulacaklar. Mevcut özelliklerin birçoğu Windows Mail'de bulunmasına rağmen artık şüpheli mesajların tepesinde bir güvenlik çubuğu belirmekte. Ayrıca bir kişiden gelen tüm sonraki e-postaları doğrudan istenmeyen e-posta kutusuna gönderebilmeniz için bir “sil ve engelle" seçeneği eklenmiş.

E-postanın en çok kullanıldığı görevlerden biri de resim göndermedir..Windows Live Mail'in öne çıkan özelliklerinden birisi atlarınızı seçmenizi, resimlerinizi çevreleyen çerçeveler oluşturmanızı, resim altları eklemenizi ve hatta resimlerinizi sayfa düzenlerinde görüntülemenizi sağlayan "fotoğraf e-postası" özelliği. Bu özelliği kullanmak için fotoğraflar için bir boyut belirleyip fotoğrafları göndermeniz yeterli oluyor. Fotoğraflarınız Windows Live sunucularına yükleniyor ve 30 gün boyunca orada kalıyorlar. Alıcıysa resimlerin sadece küçültülmüş onlarını alıyor. Ardından eğer isterlerse orijinal boyuttaki fotoğrafları indirmeyi seçebiliyorlar.

Windows Live Mail'i kullanmaya başlamak da oldukça kolay: Program ilk kez çalıştırıldığında Windows Mail ya da Outlook Express'teki hesaplarınızı içeri alabiliyor ya da hesaplarınızı kendiniz ekleyebiliyorsunuz. Ekleyebileceğiniz hesap sayısında herhangi bir sınırlama yok, böylece bütün e-postalarınızı tek bir çatı altında toplayabilirsiniz.

Blog tutmaya başlayın
Windows Live Spaces'da kendi blog'unuzu başlatın ya da Win¬dows Live Writer yardımıyla çevrimdışı blog'layın. "Blog" sözcüğü İngilizce sözlüklere girecek kadar popülarite kazanmış durumda. Hal böyleyken Microsoft'un da blog camiasına kayıtsız kalması söz konusun olamazdı. Microsoft'un Live Spaces (eski adıyla MSN Spaces) servisi blog'lamaya başlamak için ihtiyaç duyacağınız tüm araçlara sahip. Ayrıca online fotoğraf albümleri ve sayfanıza listeler (örneğin Windows Media Player'dan çalma listeleri), hava durumu gibi araçlar ve günün sözü gibi kullanışlı ekstralar da emrinizde. Ayrıca "alan"ınızı (Microsoft "blog" terimi yerine "alan" terimini kullanıyor) kendi zevkinize göre kişiselleştirmeniz de mümkün.

Blog'unuzu veya alanınızı güncellemek için bir web sayfasına giriş yapmak zahmetli olabilir. İşte bu noktada Windows Live Writer devreye giriyor. Bu sayede blog sayfanız çevrimdışıyken hazırlayabilir ve internete bağlandığınızda blog'unuza yükleyebilirsiniz. İşin güzel yanı, Live Writer'ın sadece Live Spaces'la değil de çok çeşitli big sağlayıcılarda çalışabilmesi. Böylece daha önceden kurduğunuz bir blog'unuz varsa Windows Live Writer'i kullanmak için mevcut blog'unuzdan vazgeçmenize gerek yok.

Başlıyoruz
Mevcut bir blog'unuzu yoksa kendi Windows Live Spaces blog'unuza sahip olmanın iki yolu var: Windows Live Writer'i kullanmıyorsanız http://spaces.live.com adresine girip Windows Live ID'nizle oturum açın ve alanınızı oluşturmaya başlayın. Alternatif olarak Windows Live Writer'i çalıştırıp ilk ekranda kendi alanınızı oluşturmayı seçin. Oturum açtığınızda işin zor kısmı sizin için otomatik olarak yapılacaktır.
Blog'unuzu ilk defa oluşturuyorsanız ya da kendinizi tarayıcınızda Spaces ekranında bulacak ya da Writer'da "Alanınızı düzenleyin"e tıklayıp yine aynı yere yönlendirileceksiniz. Öncelikle alanınız için dost canlısı bir isim seçerek işe başlayın. Alanınızın adresi isim.spaces.live.com şeklinde olacaktır. Kendiniz hakkında biraz bilgi vermek için profilinizi güncelleyin. Ardından spaces.live.com adresine girip oturum açın ve Alanınızı görüntüleyin > Özelleştir menüsüne tıklayın. Modül ekle, temayı değiştir, düzeni değiştir, gelişmiş, modülleri yeniden düzenle ve gizle gibi seçeneklerle karşılaşacaksınız. Bu menüyü kullanarak hem alanınızın tasarımını değiştirebilir hem de içerik ekleyebilirsiniz. İşinizi bitirdikten sonra blog girdisi eklemeye, fotoğraf albümleri oluşturmaya ya da arkadaşlarınızı alanınıza davet etmeye başlayabilirsiniz. Seçenekler > İzinler komutunu kullanarak alanınızı sadece davetiyeyle girilebilir hale getirebileceğinizi ya da bütün internetin erişimine açabileceğinizi de hatırlatalım.

Writer'i keşfedin
Writer'i yeni Spaces hesabınızla çalışacak şekilde yapılandırdıktan ya da kendi blog'unuzu Writer'a tanıttıktan sonra kendinizi blog'lamaya başlayabileceğiniz ana ekranda bulacaksınız. Metninizi yazıp bitirdikten sonra Yayımla düğmesine tıklayın. Aç'a tıklayıp blog adınızı seçerek mevcut yazılarınızı da düzenleyebilirsiniz. Blog'unuzun becerilerine bağlı olarak pencerenin sağ bölmesinde bir dizi kullanışlı araç listelenecektir. Blog'unuzun işlevselliğini artırmak için "Eklenti ekle" düğmesine tıklayabilirsiniz. Karşınıza gelen listede hiç Türkçe araç bulunmadığını fark edeceksiniz, ama dil seçimini İngilizce olarak değiştirirseniz çok sayıda araca ulaşabilirsiniz. Writer'm en önemli özelliklerinden birisi elbette çevrimdışı çalışmanıza olanak tanıması. Yazınızı yazarken internete bağlı değilseniz ve yazınızı daha sonra göndermek üzere kaydetmek istiyorsanız Dos¬ya > Yerel taslağı kaydet komutunu verebilirsiniz. Bu yazınıza daha sonra sağ bölmedeki Taslaklar başlığı altından ulaşabilirsiniz.

SkyDrive'la online depolamaya yolculuk
25 GB'lik ücretsiz depolama alanınızda istediğiniz dosyaları yedekleyin ve arkadaşlarınızla paylaşın.
Dosyalarınızı yedekleme amacıyla internette depolayabileceğiniz bir yer arıyorsanız ya da dosyalarınıza başka PC'Ierden erişebilmek istiyorsanız Windows Live SkyDrive tam size göre. Windows Live SkyDrive'la ayrıca dosya ve klasörlerinizi arkadaşlarınızla paylaşabilir, hatta tüm internetin erişimine açabilirsiniz. SkyDrive'a ulaşmak için skydrive.live.com adresine Windows Live ID'nizle giriş yapmanız yeterli.
Toplam 25 GB depolama alanınız var ama yükleyeceğiniz her bir dosyanın boyutu 50 MB'yi geçemiyor. Dosyaları upload etmek için herhangi bir yazılım yüklemenize de gerek yok. Internet Explorer kullanıyorsanız sürükle-bırak yöntemiyle, başka bir tarayıcı kullanıyorsanız standart dosya seçme yöntemiyle dosyalarınızı karşıya yükleyebilirsiniz. Klasörler içinde alt klasörler oluşturmanız mümkün, ama klasör şeklinde yükleme yapamıyorsunuz; dosyalarınızı tek tek karşıya yüklemeniz gerekiyor. SkyDrive, Windows Live bünyesinde geliştirilen üç dosya paylaşım teknolojisinden birisi. Diğer ikisi olan FolderShare (www.fol-dershare.com) ve Mesh (www.mesh.com) henüz test aşamasında. FolderShare online depolama imkanı sunmuyor, sadece açık bilgisayarlar arasında dosya senkronizasyonunu sağlıyor. Mesh ise 5 GB depolama alanı sunuyor ve hem yedekleme amacıyla kullanabiliyor, hem de aygıtlarınız online olduğunda kendi aralarında sekronizasyonu sağlıyor.

Aile koruması'yla daha güvenli internet

Live Aile Korumasını kullanarak çocuklarınızın web'e denetleyin.
Çocuklarınızı internetin karanlık köşelerinden korumak istiyorsanız bir ebeveyn denetimi yazılımı kullanmanız şarttır. Windows Live Aile Koruması (Family Safety) tam teşekküllü bir çözüm olmasa da uygunsuz web sitelerine ve çeşitli Windows Live servislerine erişimi engelleyebildiğini söyleyebiliriz.

Ön Koşullar
Aile koruması çalışmak için ailenizdeki tüm bireylerin birer Live ID'ye sahip olmasını ve çocuklarınızın kullandığı bilgisayara Aile Koruması yazılımının yüklenmesini zorunlu kılmaktadır. Öncelikle http://fss.live.com adresine Windows Live ID’nizle giriş yapın ve Aile Koruması yazılımını indirin. Ardından Tüm Programlar > Windows Live > Windows Live Aile Koruması yolunu izleyerek yazılımı çalıştırın. Yazılımı ilk kez çalıştırdığınızda Aile Koruması için birincil hesabınızı ayarlamanız gerekcektir. Sizin hesabınız otomatik olarak ebeveyn hesabı olarak atanacaktır, yani internet erişiminize herhangi bir kısıtlama getirilmeyecektir. Yazılım açıldıktan sonra "Aile Koruması web sitesine git" linkine tıklayarak ayarlamalara başlayabilirsiniz. Öncelikle "Ebeveyn ekle" linkine tıklayarak (varsa) eşiniz içinde bir Aile Koruması hesabı açın. Ardından "Çocuk ekle" linkine tıklayarak çocuklarınızın Windows Live ID'leriyle giriş yapın birer Windows Live İD oluşturun. Aile Koruması Filtresi henüz Türkçe dilinde sunulmamakta, o yüzden filtreyi varsayılan “Katı” ayarında bırakmayın. Aksi halde çocuğunuz İngilizce çocuk siteleri dışında hiçbir siteye giremeyeceğiz. Bunun yerine "Temel" siteyi seçtiğinizde çocuğunuzun yalnızca yetişkinlere yönelik sitelere girmesini engellemiş olursunuz.

Yazılım kurulduktan sonra Windows'u yeniden başlattığınızda internete erişmek için Aile Koruması'nda oturum açmanız istenecektir. Yazılım yüklü olduğunda Windows Live İD girilmeden hiç kimsenin internete çıkamayacağını unutmayın.

İpucu
YA DAHA İYİ KORUMA İSTİYORSANIZ?
Windows Live Aile Koruması son derece temel bir koruma sağlar. Windows kullanıcıları Netron tarafından geliştirilen ve ücretsiz dağı¬tılan Netron Gözcü yazılımını kullanarak çocuklarını internetin tehlikelerinden daha aktif bir şekilde koruyabilirler. Gözcü, internet erişimi için yasak site, yasak kelime ve izin verilen site tanımlarının yapılmasını, bilgisayarın açılabileceği saat aralıklarının belirlenmesini ve bilgisayara kurulumu yapılmış uygulamalardan istenilen uygulama¬ların çalıştırılmasının engellenmesini sağlar.


1) Hesabınızı kurun
Windows Live Mail, Windows Mail ya da Outlook Express'teki hesaplarınızı içeri almaya çalışacak ya da bunlarda hesabınız yoksa karşınıza yeni hesap ekranı çıkacaktır. E-posta adresinizi ve şifrenizi girip İleri'ye basmayı deneyin.

2) Elle kurulum
Windows Live Mail hesabınızı otomatik olarak kuramazsa POP sunucusu, SMTP sunucusu, kullanıcı adı ve parola gibi detayları elle girmeniz gerekecektir. Bu bilgileri almak için eski e-posta istemcinizin ayarlarını kontrol edin.

3) Eski iletilerinizi alın
İleti klasörlerinizi Windows Mail ya da Outlook Express'ten alabilirsiniz. Bunun için Alt + M tuşlarına basıp "Menü çubuğunu göster”i seçin. Ardından sihirbazı çalıştırmak için Dosya > Al > >komutunu verin.

4) İletileri seçin
Mevcut e-posta programınızı seçip İleri'ye tıklayın. Live Mail iletilerinizi tespit edip her şeyi alma ya da istediğiniz klasörleri seçme imkanını size sunacaktır. İletilerinizi Depolama Klasörleri > Alınan klasörler altında bulabilirsiniz.

Google'dan Mimar Sinan'a jest




Google, Mimar Sinan'ın doğum günü dolayısıyla jest yaptı.

Google Türkiye'de açılan sitesinde logosunu Mimar Sinan'ın yaptığı eserlerle süsledi. Ünlü mimarın görkemli yapıtları bir uluslararası markal ile birleşince ortaya muhteşem bir manzara çıktı.

Daha önce de bayramlarda ve yılbaşlarına özel logolar yapan Google Türkiye bundan sonra da yeni logolarla bu atılımlara devam edecek gibi görünüyor.

İnternetimiz 16 yaşında



Türkiye’de internetin kullanılmaya başlanmasının 16. yıl dönümü, çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

İnternet Haftası dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Akgül, bilişim alanında faaliyet
gösteren sivil toplum kuruluşlarının, internetin Türkiye’ye gelişinin 16. yıl dönümünü, 6-12 Nisan tarihleri arasında İnternet Haftası olarak kutladığını belirtti.

Akgül, dünyada 1.6 milyar internet kullanıcısı, 630 milyon kayıtlı bilgisayar, 180 milyon alan adı, 224 milyon web, 124 milyar civarında web sayfası, 100 milyon civarında video ve 60 milyon civarında da kişisel web/blog olduğunu tahmin ettiklerini bildirdi.

Türkiye’de yaklaşık 30 milyon kullanıcı, 2,6 milyon bilgisayar, 190 bin ülke içinde, 790 bini de ülke dışında alan adı bulunduğunu belirten Akgül, Türk halkının yüzde 33’ünün interneti düzenli kullandığını, yüzde 65’inin ise hiç internet kullanmadığına dikkati çekti.

Akgül, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında kullanıcı oranı ve fiyat açısından son sıralarda yer aldığını vurgulayarak, "İnternet ve telekomda, KOBİ’ler ve özel sektör yaşam savaşı veriyor. Bilişim alanında insan gücü açığı ve bu açığı kapatacak öğretim üyesi açığı had safhada. e-Devlet kapısı, 2 yıllık bir gecikmeyle açıldı ama kullanan çok az" ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin son 2 yılda bilgi toplumu göstergelerinde gerilediğini öne süren Akgül, Türkiye’nin BM e-Devlet indeksinde 60. sıradan 76. sıraya
gerilediğini, Dünya Ekonomik Forumu Bilgi Toplumuna Hazırlık indeksinde de 55. sıradan 61. sıraya düştüğünü belirtti.

Akgül, açıklamasında şunları kaydetti: "Ülkede internet konusunda bir dağınıklık ve koordinasyonsuzluk söz konusu. Yurttaşlarımızın farkında olmadığı, 2006-2010 kapsayan bir bilgi toplumu stratejisi ve eylem planı var. Bu eylemlerin önemli kısmı başlamamış ya da fazla yol alınmamış durumda. Eylem planını hayata geçirmekle görevli DPT Bilgi Toplumu Dairesi, şu an 10 kişiden az durumda. Ancak ’internet sansür’ dairesinde 93 kişilik kadro, 33 civarında çalışan var. Bir uydu şirketi olarak kurulan TÜRKSAT, kablo ve e-Devlet kapısı ile görevli. Telekomünikasyon Kurumu, dünyada örneği olmayan şekilde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu oldu."

Windows 7’yi yüceltecek sebep



Windows 7 neden Windows Vista kadar rezil bir işletim sistemi olmayacak? Geliştirme felsefesi, kalite, kullanıcı arabirimi, özelleştirme gibi başlıklar altında açıklıyoruz.

Neredeyse bir yılı aşkın bir süredir hem günlük kullanım hem de oyun sistemlerimizde Windows Vista'yı kullanıyoruz. Vista'nın ilk başta bazı sorunlara yol açtığı doğruydu; ama bu sorunların birçoğunun sorumlusu Vista'nın kendisi değil, ekran kartı sürücüleriydi. Bununla birlikte her zaman sistemi geliştirme imkanı bulunuyor. Örneğin Servis Paketi 1’le birlikte Windows Vista'nın hem performansı arttı hem de çeşitli problemler düzeltilmiş oldu. Üstelik Microsoft şimdiden Servis Paketi 2 ve Windows 7'nin ilk betalarını yayınladı bile.
Peki, nedir bu Windows 7? Windows Beta'nın detaylı bir incelemesi için PCnet'in geçen ayki sayısına göz atabilirsiniz. Biz bu yazımızda Windows 7'yi Windows Vista ile karşılaştıracak ve Windows Vista'yı rezil eden özelliklerin Windows 7'de ne durumda olduğunu mercek altına alacağız.

Geliştirme felsefesi

Windows 7'nin geliştirilmesi Steve Sinofky yönetiminde sürdürülüyor ve Sinofsky'nin Windows 7'ye farklı bir geliştirme felsefesi kazandırdığı kesin. Yaşanan enteresan gelişmelerden birisi, geçtiğimiz aylarda hem çeşitli Microsoft geliştirilmesine dair genel anlamda bir heyecan ve şevke sahip olması. Anladığımız kadarıyla bu coşku zorlamaya dayanmıyor ve kişilerin içinden geliyor.

Vista’nın geliştirme çabaları oldukça heybetli görünmekte ama sadece son 9 ayda dikkatlerin geliştirilmeye verildiği görünmekteydi. WinFS, 3 boyutlu janjanlı masaüstü efektleri, font bileştirme sistemi gibi yanlış başlangıçlar yapıldı ve bu özellikler sonradan kırpılmak zorunda kalındı.
Ama bu sefer proje daha dar kapsamlı ve adım adım, belirgin şekilde geliştirecek şekilde düşünülmüş. Windows 7 sıfırdan yazılacak bir işletim sistemi olmayacak ama yine de pek çok yeni kod sistemi içerecek. Bu sefer ama kağıt üzerinde havalı görünen özellikler eklemek değil, kullanıcıların gerçek isteklerine yönelmek.

Bir örnek vermek gerekirse, Windows 7'nin çeşitli geliştirme ekiplerinin hepsi aynı anda yola çıkmış durumda. Böylece hiçbir ekibin sonradan gelip sürece katılması gerekmiyor ve iletişim sorunları çözülmüş oluyor. Windows'un medya dosyalarını kullanmasıyla ilgili bir örnek daha verelim: Örneğin şu anda Windows Media Player'ı kullanıyorsanız codec veya eklenti desteğini güncellemiş olsanız bile Windows Media Center çoğu zaman Media Player'a eklediğiniz yenilikleri desteklemeyecektir. Windows 7'de Media Center'la Media Player entegrasyonu çok daha güçlü olacak. Yani genel olarak Windows 7'nin geliştirilme felsefesinin daha ciddi olarak yeniden ele alındığını söyleyebiliriz.

Kalite
Kaliteden bahsettiğimizde aslında birkaç farklı konuya değinmek istiyoruz. Önce¬likle, işletim sisteminin genel anlamda kararlılığı (stabilitesi) söz konusu. Vista ilk çıktığında gerçekten kararlılık sorunlarıyla bocalamıştı. Bunlardan bazıları elbette sürücü sorunların kaynaklanı¬yordu ama kaynağı Vista'nın ta kendisi olan problemler de hiç azınlıkta değildi. Microsoft kısa süre içinde bir dizi yama ve akabinde Servis Paketi 1'i yayınladı ama Vista'nın kötü şöhreti ün salmıştı bir kere. Zaten Servis Paketi 1'le birlikte bile Vista, Windows XP SP2'nin sahip olduğu dinçliğe sahip değil. Belki Vista SP2 ile birlikte işletim sistemi XP'nin kararlılığına ulaşabilir.

Stabilite yarışında Windows 7 şimdiden bir adım öne geçmiş görünüyor. Microsoft, Vista'nın ölçüm araçları için ciddi miktarda para ve mühendislik kaynağı harcamış durumda. Böylece sistem çökmelerini ve diğer problemleri Microsoft'a rapor ettiğiniz zaman siz de Microsoft'un probleminizle yakından ilgilenmesini sağlamış oluyorsunuz.

İşletim sistemi kalitesinin ikinci ayağındaysa "Yazılımlarımı çalıştıracak mı?" sorusu gündeme geliyor. Windows 7 ekibinin açıklaması oldukça yeterli: Vista'da çalışan yazılımlar Windows 7'de de çalışacaktır. Windows 7'nin temel hedeflerinden bi¬risi de genel yazılım kalitesini arttırmak. Elbette çalışmaması gereken bazı eski yazılımlar çalışmayabilir; örneğin XP'de çalışan bir alt seviye disk düzenleme yazılımının Windows 7'de çalışmasını beklememelisiniz. Diğer çalışmama durum-larıysa çoğunlukla yazılım geliştiricisinin işletim sistemi sürümünü kontrolde bir hata yaptığı anlamına gelebilir. Windows 7'de Vista'nın uyumluluk yöneticisi de yeniden ele alınarak daha akıllı hale getirilmiş. Geliştirilen yeni teknolojisi sayesinde yeni uyumluluk yöneticisi, neyin uygulamalarda uyum problemine yol açtığını tespit edebilecek ve çözüm önerisinde bulunacak. Sürücüler bakımından da daha önce belirttiği m iz felsefe geçerli: Windows Vista'da çalışanlar Windows 7'de de çalışacak. Kalitenin üçüncü ayağındaysa kaliteli geri bildirimler söz konusu. Sürekli olarak geri bildirimler almazsanız elbette bir işletim sistemini sürekli olarak güncelleyip geliştiremezsiniz. Bu yüzden Windows 7'ye de ek ölçüm araçları dâhil edilmiş.

Kullanıcı arabirimi
Bizce Windows Vista'nın kullanıcı arabirimi XP'ye kıyasla oldukça geliştirilmiş, ama kullanıcılar hala başlarını duvara vuracak anlar yaşayabiliyorlar. Örnek olarak, simge durumuna küçültül¬müş bir uygulamanın üzerine fareyle geldiğinizde açılan ön izleme görüntülerini ele alalım. Windows Vista'da bunlar gerçek bir pencereden ziyade birer küçük resim gibi çalışıyor ve üzerlerine tıkladığınızda programı açmaya yarıyorlar. Peki bunların daha "gerçekçi" davranmaları mümkün olamaz mıydı? Windows 7'de bu ön izlemeler daha ziyade pencere gibi çalışacaklar. Örneğin bir pencereyi kapatmak istediğinizde farenizle küçük resmin köşesindeki X işaretine tıklamanız yeterli olacak.
Kullanışlı küçük resimlerin dahası da var. Bu simge durumuna küçültülmüş uygulamaların çoğu "zıplama listesi" denilen açılır listeleri destekleyecek. Örneğin, görev çubuğunuzda Word kısa yolu varsa farenizi simgenin üzerine götürdüğünüzde son düzenlediğiniz dosyaların listesi görünecek. Bu zıplama listelerinin içeriği programdan programa değişiklik gösterecek.

Başka bir örnek olarak Kenar Çubuğu'nu ele alalım. Geniş bir ekranınız varsa kenar çubuğu gerçekten kullanışlı olabilir. Biz de PC Net editörleri olarak kullanışlı araçlarımızı Kenar Çubuğu'nda biriktirmekten hoşlanıyoruz. Windows 7'deyse araç deposu olan bir Kenar Çubuğu'yla karşılaşmayacaksınız. Araçlarınız sadece masaüstünde sizin istediğiniz yerlerde barınabilecek.

Windows 7’de az da olsa fare hareketleri desteklenecek. Mesela bir klasörden başka bir klasöre dosya kopyaladığınızı varsayalım ki bu durumda pencerenizin açık olması gerekecek. Bir pencere sola, diğerini de sağa taşıdığınızda pencereler mükemmel bir şekilde ekranda sıralanacaklar. Bu özellik özellikle küçük dizüstü ekranlarında kullanışlı olacak. Veya bir pencerenin başlığını tutup, ekranın tepesine taşıdığınızda pencere otomatik olarak ekranı kapayacak.

Kullanıcı arabirimi problemi değilmiş gibi görünse de, ağ özeliklerine erişim de daha verimli hale gelecek. Windows 7, ev ağınızla (buna ev grubu adı veriliyor.) birbirinden ayırabilecek. Böylece sonda hem iş ağınıza hem ev ağınıza aynı anda bağlanabileceksiniz; ama ev ağınız daha güvenli olarak.

Ev ağınızı ilk kez kurduğunuzda bir parola üretecek ve diğer sistemler ev grubunuza ilk defa bağlanırken bu parolayı girmeleri gerekecek.
Başka bir kullanıcı arabirimi problemi de sabit yazıcı desteğiydi. Hiç evinizde bir dosya yazdırmaya çalışırken yazdırılacak dosyanın işyerinizdeki varsayılan yazıcıya gönderilmeye çalıştığını fark ettiniz mi? Artık ev grubunuza bağlandığınızda Windows 7 otomatik olarak varsayılan yazıcıyı değiştirecek.

Vista’da kullanıcıların hala canını sıkan bir diğer problem de UAC (kullanıcı Hesabı Denetimi). UAC, belli ayar uygulamalarını çalıştırmaya çalıştırdığınızda veya sistem klasörlerin de dolaşmaya çalıştığınızda uyarı verip duran özelliğin adı.

Medya desteği ve özelleştirme
Windows Media Player’ı kullanıyorsanız, internetten indirdiğiniz videoyu oynatmaya çalıştığınızda “codec bulunamadı” hatası almanız işten bile değildir. Windows 7 ‘de dâhili olarak birçok codec yüklü gelecek, üstelik buna medya alanında Microsoft’la kapışan şirketlerin codec’leri de dahil. Windows Media Player 12, AAC (korumasız) müzik dosyalarını, DivX dosyalarınızı, AVCHD’yi ve kullanıcıların popüler dosyaları oynatmak ihtiyaç olduğu diğer codec’leri bütünleşik olarak içerecek.
Windows 7, içeriğinizi “sanal klasör”ler olarak düşünebilecek “kitaplık”larda toplamada daha başarılı bir iş çıkaracak. Böylece örneğin müziklerinizin bir kısmı dizüstü bilgisayarınızda, geri kalanı ev ağınıza bağlı başak bir sistemdeyse bütün müziklerinize tek bir konumdan oluşabileceksiniz; kitaplık değiştirmenize gerek kalmayacak. Ve diğer bilgisayarınızda ses CD’lerinizi iTunes ile rip’lediyseniz bu müzikleri de Media Player’da rahatlıkla dinleyebileceksiniz.

Artık daha kişisel
Windows 7 her zamankinden daha kişiselleştirilebilir olacak. Bazı kullanıcılar bu tip janjanlı özellikleri görmezden gelebilirler, ama Microsoft’un araştırmaları gösteriyor kullanıcılar sistemleri özelleştirmeyi seviyor. Kullanıcılar arka plan resimlerini değiştirmekten, renklerle oynamaktan ve masaüstlerini kendi evleri gibi kişiselleştirmekten hoşlanıyorlar.

Windows 7’te kişiselleştirme, sadece renkleri değiştirmekten ya da tema düzenlemekten (evet, Windows 7’de temamızı düzenlemekte mümkün olacak) daha öteye gidiyor. UAC davranışlarından tepsi simgelerinin çalışma şekline kadar pek çok şey özelleştirilebilecek.

PC Net Dergisi Nisan sayısı içeriğiyle ilgili bilgi almak bu adrese göz atabilirsiniz:

http://www.pcnet.com.tr/pcnette-bu-ay-mainmenu-66

Altı Çekirdekli İstanbul



Dünya’nın önde gelen işlemci üreticisi AMD, Intel’e karşı gerçek altı çekirdekli bir işlemci olan İstanbul’u yakında piyasaya süreceğini açıkladı.

Intel geçen hafta Nehalem mimarisinde olan ve sunucu sistemler için kullanılan Xeon DP 5500 serisi işlemcilerini basın’a tanıttı. AMD, buna karşı gerçek altı çekirdekli bir işlemci olan İstanbul’u yakında piyasaya süreceğini açıkladı.

Intel yeni nesil Nehalem işlemcilerini sunucu sistemlerine entegre etti. Xeon DP 5500 olarak adlandırılan bu yeni işlemci, dört çekirdekli bir ürün. Bu ürünün özelliği Hyperthreading teknolojisine sahip olması ve toplam 8 adet işlemi aynı anda çalıştırabilmesi. Böyle bir avantaj bu ürünü sekiz çekirdekli bir işlemci gibi çalışmasını sağlıyor.

AMD, Intel’in sunucu sisteminde olan avantajını gerçek altı çekirdekli „İstanbul“ işlemcisi ile yok etmek istiyor. AMD, Opteron tabanlı bu işlemciyi haziran ayında piyasaya sürmeye planlıyor.

Altı çekirdekli Opteron tabanlı İstanbul Haziran ayında hazır olacak.
Sunucu üreticileri bu konuda bilgilendirilmiş durumda. Fakat AMD resmi bir açıklama yapmak istemiyor. Bunun karşılığında düşük güç tüketimli Opteron işlemcilerinin üzerinde duruyor.
Fakat aldığımız haberlere göre „İstanbul“ işlemcisi hızlı bir şekilde yaygınlaşması bekleniyor. Bu işlemci Socket F ile uyumlu ve şuanki nesil anakartlarda çalışabiliyor. (Shiftdelete)

Televizyon kumandaları tarih oluyor



Yakın bir gelecekte piyasaya sürülecek televizyonlarda kumanda olmayacak. İzleyici, TV’de kanal değiştirmek, ses açıp kapamak ve kanal ayarı yapmak için sadece elini kullanacak.

Hem yazılım hem de donanım olarak sürekli yenilenen televizyon teknolojisi ile yayınları kaydetmek, hava durumunu takip etmek, haber
başlıklarını okumak gibi bir çok özellik kumandalara taşındı. Ancak bütün bu yeni özellikler beraberinde daha büyük ve üzerinde daha çok düğme bulunan kumandaları da getirdi.


Tom Cruise’un başrolünü oynadığı ve 2002 yılında vizyona giren "Minority Report" filminden esinlenen teknolojide, televizyonun altına yerleştirilen harekete duyarlı bir kamera, parmak hareketlerini takip ederek tıpkı bir ’bilgisayar mouse’u gibi izleyicinin verdiği komutları yerine getiriyor. ABD’li GestureTek firması tarafından geliştirilen teknoloji, Japon oyun devi Nintendo’nun Wii serisi oyun konsolu için geliştirdiği hareket dedektörünün televizyona uyarlanmış hali gibi de değerlendiriliyor. Japonya’nın önde gelen teknoloji firmalarından Hitachi ile GestureTek, bir anlaşma imzalayarak el hareketi ile çalışan televizyonun prototipini yaptı.


Televizyonun altına yerleştirilen ve önceden hareket komutları yüklenmiş kamera, karşısında bulunan kişinin yatay, dikey, içeri ve dışarı doğru olan el hareketlerini takip ediyor. Kameradaki yazılım, başka birinin el hareketlerinin komutları karıştırmasını da engelliyor.


Teknoloji, Tüketici Elektroniği Birliği’nin bu yıl düzenlediği "CES" fuarında gösterildi.

Bilkent Üniversitesi'nden müthiş buluş

Günümüzde 50-100 Gbyte ile sınırlı olan DVD kapasitelerinin en az bin kat arttırılabilecek bir teknoloji geliştiriliyor!

Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi'nde (NANOTAM), görüntü veren ve kayıt yapan DVD'lerin kapasitelerini günümüzdekinden binlerce kat arttıracak yeni bir teknoloji geliştirildi.

Bilkent Üniversitesi NANOTAM Başkanı Prof. Dr. Ekmel Özbay'ın başkanlığında doktora öğrencileri Özgür Attila Çakmak ve Koray Aydın tarafından geliştirilen nanoteknoloji tabanlı meta malzemeler, yeni nesil DVD'lere uygulanırsa, bir DVD'ye binlerce filmin kaydedilmesi mümkün olacak.

Yeni teknoloji, dünyanın en prestijli bilim dergilerinden “Physical Review Letters” dergisinde yayımlandı.

Prof. Dr. Özbay, çalışmayla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, DVD teknolojisinde kullanılan temel prensibin DVD yüzeyine uygulanan ışığın bilgiyi yazmasına ve okumasına bağlı olduğunu ve bu durumda bir DVD'ye daha fazla bilgi yazmak için ışığın mümkün olduğunca küçük bir noktaya odaklanması gerektiğini anlattı.

Fizik kurallarına göre ışığın dalga boyundan daha küçük boyutlarda odaklanamadığını belirten Özbay, bu nedenle günümüzün en yüksek kapasiteli Blu-Ray DVD'lerinde bile elde edilebilecek en yüksek saklama kapasitesinin bu “doğa kanunu” ile sınırlı olduğunu belirtti.

Bilkent Üniversitesi NANOTAM'da geliştirilen metamalzemelerin doğada rastlanmayan özelliklere sahip olduklarını dile getiren Özbay, şöyle konuştu:

“Bu anlamda 'sihirli' olarak da nitelendirilen metamalzemeleri kullanarak dalgaboyundan çok daha küçük bir alandan geçen ışık miktarını binlerce kat arttırabilen yeni bir teknoloji geliştirdik. Bu yeni teknoloji sayesinde dijital bilgiler DVD'lere çok daha küçük alanlara yazılabilecek ve var olan bilgi depolama kapasiteleri binlerce kat arttılabilecek.”

“TEKNOLOJİ BÜYÜK YANKI UYANDIRDI”

Günümüzde 50-100 Gbyte ile sınırlı olan DVD kapasitelerinin en az bin kat arttırılabilecek bir teknolojiyi geliştirdiklerini bildiren Özbay, “Yaptığımız bilimsel araştırmalar sonucunda ışığın doğadaki davranışını değiştirdik. Yani sihirli özelliklere sahip yeni bir nanomalzeme geliştirdik ve bu malzemeyi kullanarak ışığın çok küçük bir alandan geçebileceğini gösterdik. Dünyanın önemli dergileri arasında bulunan 'Physical Review Letters'da yayımlanan bu çalışmamız bu konuda büyük yankı uyandırdı” diye konuştu.

Türkiye'de kullanılan tüm DVD'lerin okuyucu ve kayıt teknolojilerinin yurt dışı kaynaklı olduğunu anımsatan Özbay, “Ne yazık ki şu aşamada geliştirdiğimiz bu teknolojiyi Türkiye'de değerlendirebilecek bir şirket bulunmuyor” dedi.

Prof. Dr. Ekmel Özbay, çalışmalarıyla süper DVD'lerin üretim yolunun açıldığını, böylelikle bir DVD'ye binlerce filmin aynı anda kaydedilebileceğini bildirdi.

Kitap okutan fotoğraf makinesi



Samsung PL10, 9 MP’lik ve 3X zumluk objektif gibi gelişmiş özelliklerinin yanısıra, mobil halde yanınızda olmasını istediğiniz bir çok medya ortamını da içinde barındıran bir dijital fotoğraf makinesi...

Yalnızca bir fotoğraf makinesi olmayan PL10, MP3 ve MPEG4 formatlarını da destekliyor. PMP (portable media player) kategorisindeki Samsung PL10 ile yalnızca fotoğraf çekmekle kalmıyorsunuz; müzik dinleyebiliyor, film izleyebiliyor ve kitap bile okuyabiliyorsunuz. Özellikle, tasarım odaklı ürünlere ilgi duyan tüketicilerin ilgisini çekecek PL10, geniş LCD ekran ve yumuşak hatlar sunuyor. Yüksek kalitedeki yumuşak hatlara sahip metal gövdesi, 5 farklı renk seçeneği ile stil sahibi bir fotoğraf makinesi arayanlar için tasarlanan PL10, üzerindeki çiçek desenleri ile de göz kamaştırıyor.

Fotoğrafları Yanlışlıkla Silmeye Son!

Hem şık, hem çok fonksiyonel bu yeni modelle, fotoğraflarınızı yanlışlıkla silmekten de kurtulabiliyorsunuz. Çekim yapmaya başlamadan önce bu fonksiyonu aktif hale getirerek, yanlışlıkla sildiğiniz fotoğraflarınız, tamamen kaybolmak yerine Samsung’a özel geri dönüşüm kutusuna gittikten sonra geri çağrılabiliyor.

Teknik Özellikleri:

• 2.7” LCD ekran
• 9 MP, 3X optik lens
• Geri dönüşüm kutusu
• Multimedya özelliği ile (MP3-MPEG4 desteği ve metin görüntüleme)
• Advanced DIS (Dijital Görüntü Sabitleme)
• Yüksek ISO duyarlılığı (3200’dan 3M’a kadar)
• Yüz tanıma, kusursuz portre, akıllı albüm ve kırmızı göz önleme özelliği
• Boyutları : 97.4 x 62.4 x 21 mm

KDV indiriminin kapsamı genişletildi

Ekonomiyi canlandırma amacıyla satışlarında KDV indirimi uygulanacak malların kapsamı genişletildi. KDV’si indirilen mallar arasında telefon cihazları da var.

Bakanlar Kurulu’nun Bazı Mallara Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararı, yarından yürürlükte olmak üzere, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

KDV’Sİ İNEN MALLAR
Karar uyarınca, bugünkü kararnamede yer alan malların teslimlerinde, yüzde 18 yerine, 30 Haziran’a kadar yüzde 8 KDV uygulanacak. Yüzde 8 KDV uygulanacak mallar arasında, kara taşıtlarına monte edilmek üzere imal edilmiş vinçler, forkliftler; kaldırma ve elleşleme tertibatı olan diğer yük arabaları, kesintisiz ve stabilize güç kaynakları, telekomünikasyon cihazları, otomatik bilgi işlem makinaları ve bunların birimleri için kullanılanlar, metallere rezistans kaynağı yapmaya mahsus makina ve cihazlar, metallere ark kaynağı yapmaya mahsus makina ve cihazlar, telefon cihazları, ses, görüntü veya diğer bilgileri almaya, çevirmeye ve vermeye veya yeniden oluşturmaya mahsus makinalar, ses veya görüntü dışındaki fenomenleri tekrar vermeye mahsus olan lazer okuma sistemleri için diskler, elektronik entegre devreleri, bobin telleri, elektrik iletkenleri bulunuyor.
Yüksekliği ayarlanabilen oturmaya mahsus döner koltuk ve sandalyeler, dişçilik veya berber koltukları veya benzeri koltuklar, Hint kamışı veya bambudan olan mobilyalar ve diğer maddelerden mobilyaların KDV’si de yüzde 18’den yüzde 8’e düşürüldü.

Binbir Gece’nin yalısı satıldı



34 milyon lira muhammen bedelle satışa çıkarılan Ahmet Afif Paşa Yalısı’na en yüksek teklifi, 58 milyon lira ile Suzan Sabancı Dinçer verdi

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satışa sunulan Sarıyer’deki Ahmet Afif Paşa Yalısı’na en yüksek teklifi, 58 milyon lira ile Suzan Sabancı Dinçer verdi. TMSF binasında yer alan konferans salonunda gerçekleştirilen ihalede Fon, Ahmet Afif Paşa Yalısı’nı 34 milyon lira muhammen bedelle kapalı teklif ve açık artırma yöntemiyle satışa çıkardı. Kapalı teklif zarfları dün mesai bitimine kadar kabul edildi.

İhaleye, Trend Lojistik A.Ş, Nezih Barut, Köybaşı Turizm, Suzan Sabancı Dinçer ve Yaldız Turizm teklif verdi.

İhale, en yüksek peşin teklifi 34 milyon 500 lira olarak veren Köybaşı Turizm’in teklifiyle açıldı. Çekişmeli geçen ihalede Suzan Sabancı Dinçer, 58 milyon lira ile yalıya en yüksek teklifi verdi.

İhalenin Satış Komisyonu Başkanı ve TMSF Başkan Yardımcısı Fethi Çalık, yalının 58 milyon liraya, Fon Kurulu’nun onayına sunulmak üzere Suzan Sabancı Dinçer’e ihale edildiğini bildirdi.



‘Yalıyı aile için aldık’

Suzan Sabancı Dinçer adına ihaleye katılan Dinçer’in eşi Haluk Dinçer, ihalenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Dinçer, bir kültür mirası olan yüz yıllık yalıyı satın aldıklarını belirterek, ihalede oluşan fiyatın normal bir fiyat olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Yalının ne şekilde kullanılacağının sorulması üzerine Dinçer, "Henüz bir karar vermiş durumda değiliz. Ama aile için aldık. Dolayısıyla aile için en uygun şekilde kullanılacak. Bunu daha çok bir kültür mirası olarak görüyoruz. Bir emanet olarak görüyoruz, geçmiş nesillerden bize. En iyi şekilde korumaya devam edeceğiz" diye konuştu.



İstinye Mahallesi Köybaşı Caddesi’nde bulunan yalı, 2 bölümden meydana geliyor. 21 parselde yer alan 2 bin 242,28 metrekare yüz ölçümlü tarihi yalıda, zemin kat, 2 normal kat, çatı katı ve çatı arası bulunuyor. Toplam 22 oda ve sofası olan gayrimenkul bin 250 metrekare kapalı alana sahip. Yalı ile bitişik konumda yer alan 22 numaralı parselde, içinde garajı ve kayıkhanesi bulunan bahçeli kargir ev mevcut. 22 numaralı parseldeki taşınmazın ise 129/706 hissesi satışa sunuldu.



Fon tarafından 28 Ocak 2009 tarihinde gerçekleştirilen ihalede 40 milyon 100 bin lira muhammen bedelle satışa çıkarılan yalı için teklif veren olmamıştı.



Uzan ailesinin yıllarca yaşadığı yalı İstanbul'un en pahalı yalıları arasında yer alıyor. Yalı son olarak ‘Binbir Gece’ dizisinin çekildiği yer olarak da gündeme gelmişti.

Hızlı Ve Öfkeli 4 Canlı İzle

divobject width=512 height=322param name=movie value=httpd.yimg.comstatic.video.yahoo.comyepYV_YEP.swfver=2.2.40 param name=allowFullScreen value=true param name=AllowScriptAccess VALUE=always param name=bgcolor value=#000000 param name=flashVars value=id=12848041&vid=4815326&lang=en-us&intl=us&thumbUrl=http%3Al.yimg.comapibcstvideosearch820983182991.jpeg&embed=1 embed src=httpd.yimg.comstatic.video.yahoo.comyepYV_YEP.swfver=2.2.40 type=applicationx-shockwave-flash width=512 height=322 allowFullScreen=true AllowScriptAccess=always bgcolor=#000000 flashVars=id=12848041&vid=4815326&lang=en-us&intl=us&thumbUrl=http%3Al.yimg.comapibcstvideosearch820983182991.jpeg&embed=1 embedobjectbr a href=httpvideo.yahoo.comwatch481532612848041a div
strong2 BÖLÜMstrong
divobject width=512 height=322param name=movie value=httpd.yimg.comstatic.video.yahoo.comyepYV_YEP.swfver=2.2.40 param name=allowFullScreen value=true param name=AllowScriptAccess VALUE=always param name=bgcolor value=#000000 param name=flashVars value=id=12848224&vid=4815323&lang=en-us&intl=us&thumbUrl=http%3Al.yimg.comapibcstvideosearch821083183629.jpeg&embed=1 embed src=httpd.yimg.comstatic.video.yahoo.comyepYV_YEP.swfver=2.2.40 type=applicationx-shockwave-flash width=512 height=322 allowFullScreen=true AllowScriptAccess=always bgcolor=#000000 flashVars=id=12848224&vid=4815323&lang=en-us&intl=us&thumbUrl=http%3Al.yimg.comapibcstvideosearch821083183629.jpeg&embed=1 embedobjectbr a href=httpvideo.yahoo.comwatch481532312848224a div
strong3 BÖLÜMstrong
divobject width=512 height=322param name=movie value=httpd.yimg.comstatic.video.yahoo.comyepYV_YEP.swfver=2.2.40 param name=allowFullScreen value=true param name=AllowScriptAccess VALUE=always param name=bgcolor value=#000000 param name=flashVars value=id=12851987&vid=4817061&lang=en-us&intl=us&thumbUrl=http%3Al.yimg.comapibcstvideosearch821383197517.jpeg&embed=1 embed src=httpd.yimg.comstatic.video.yahoo.comyepYV_YEP.swfver=2.2.40 type=applicationx-shockwave-flash width=512 height=322 allowFullScreen=true AllowScriptAccess=always bgcolor=#000000 flashVars=id=12851987&vid=4817061&lang=en-us&intl=us&thumbUrl=http%3Al.yimg.comapibcstvideosearch821383197517.jpeg&embed=1 embedobjectbr a href=httpvideo.yahoo.comwatch481706112851987adiv
strong4 BÖLÜMstrong
divobject width=512 height=322param name=movie value=httpd.yimg.comstatic.video.yahoo.comyepYV_YEP.swfver=2.2.40 param name=allowFullScreen value=true param name=AllowScriptAccess VALUE=always param name=bgcolor value=#000000 param name=flashVars value=id=12852044&vid=4817134&lang=en-us&intl=us&thumbUrl=http%3Al.yimg.comapibcstvideosearch821383197708.jpeg&embed=1 embed src=httpd.yimg.comstatic.video.yahoo.comyepYV_YEP.swfver=2.2.40 type=applicationx-shockwave-flash width=512 height=322 allowFullScreen=true AllowScriptAccess=always bgcolor=#000000 flashVars=id=12852044&vid=4817134&lang=en-us&intl=us&thumbUrl=http%3Al.yimg.comapibcstvideosearch821383197708.jpeg&embed=1 embedobjectbr a href=httpvideo.yahoo.comwatch481713412852044a div

Ve Firefox 3.0.8 yayınlandı


Dün itibari ile Firefoxcuğum 3.0.8 sürümüne yükseldi.geçen yazımdada olduğu gibi her güncellenişinde size haber vermekten mutluluk duymaktayım.bu sürüm bize ne gibi yenilikler getirdiğini öğrenmek isterseniz sizi şöyle alayım.hala güncelleme yapmamış olanlar otomatik güncellemeyi beklemeden şu adresten son sürümü indirebilirler.

Türkiye Kendi İşlemcisini Yapıyor


Türkiye İşlemcisini Tasarlıyor” projesinin start almak üzere. Yarışmanın kategorileri, takvimi ve jüri üyeleri belli oldu.

Türkiye, son 25 yılda bilişim sektöründeki gelişmeler karşısında genel olarak “tüketici” konumunda kalmıştır. Aslen üniversitelerimiz ve diğer teknik okullarımız, bu süreci gerektiği gibi hem bilimsel hem de sanayi anlamında takip etmiş olmakla birlikte toplum, sadece teknolojiyi kullanan, bunun eğitimini alan ve veren konumda olmuştur.

Teknolojik eğitimde, bir nebze olsun daha yaratıcı olabilmek adına ve doğrudan bilgisayar tasarımının kullanıcılar, teknik elemanlar ve mühendisler tarafından daha yakın irdelenmesi amacı ile bu yarışma düzenlemiştir. Türkiye’nin işlemcisini tasarım sürecinde insanların sayısal devrelere, bilgisayar organizasyonu ve mimarisine, işlemcilere daha ilgili olabilmeleri ve daha iyi bir eğitim amaçlanmıştır. )

www.cpu-turkey.com adresinde daha detaylı bilgi bulabilirsiniz.

Autopinger Nedir ? Ne işe Yarar ..





çok sevdiğiniz blogunuz için autopinger'ı kullanabilir ve autopinger blog servislerini pinglemeye başladıktan sonra sonuçları canlı canlı izleyebilirsiniz.

Bedelli Askerlik Tekrar Gelir mi?


Ülkenin krizde olduğu şu günlerde, şimdide bedelli askerlik mevzusu açıldı. TVden takip edebildiğim kadarıyla CHP Milletvekillerinden Şevket Köse, TBMM Başkanlığına önümüzdeki günlerde bedelli askerlik konusunda bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı hakkında soru sormuş.
Bazı kesimlerin ilgiyle beklediği bedelli askerlik konusuna, ileriki günlerde cevap verilmesi ve bedelli askerlik konusunun bir çözüme kavuşması bekleniyor(muş).. Bakalım, birilerinin tatil yapar gibi askerlik yaptığı bedelli askerlik konusu kabul edilecek mi?

Gmail 5 yaşında


Google'ın mail hizmeti olan Gmail, bugün 5 yaşına basmış.
İlk çıktığı zamanlarda verdiği 1 GB e-posta alanı sayesinde diğer mail servislerinin kullanıcılara verdikleri depolama alanlarını artırmalarına ön ayak olan Gmail, özellikleri diğer e-posta hizmetlerine göre onlarca kat kaliteli olmasına rağmen hala ve hala beta sürecinden çıkamamış durumda.
Gmail, kullanıcılarına şuan 7.3 GB e-posta alanı veriyor. Kalitesiyle ve hızıyla büyük beğeni toplayan Gmail'in bence en güzel taraflarından bir taneside posta kutusunu kendi bilgisayarımdaki bir klasörde işlem yapıyormuşum gibi hızlı kullanabilmem.

THY uçağı yanlışlıkla bombalanmış alana indi

THY'nin İstanbul-Tiflis seferini yapan yolcu uçağı Tiflis Havalimanı yerine 16-17 kilometre uzaklıkta daha önce bombalanmış askeri alana yanlışlıkla indi.i
Türk Hava Yolları'nın İstanbul-Tiflis seferini yapan yolcu uçağı, Tiflis Havalimanı'na yaklaşma sırasında yanlışlıkla askeri meydana indi. Sağlık durumları iyi olan yolcular tahliye edildi. Tiflis Uluslararası Havalimanı yakınlarında yer alan askeri meydanın Gürcistan'ın başkentine 16 kilometre uzaklıkta olduğu öğrenildi.
Sağlık durumu iyi olan yolcuların tahliye edildiği öğrenildi.
Askeri üs, geçen yıl Rusya-Gürcistan arasındaki çatışmalar sırasında Rus Hava Kuvvetleri'ne ait uçaklar tarafından bombalanmıştı.

ÖSS 2009a Başvuru Sayısı Azaldı



Her yıl üniversiteye giriş için yapılan ÖSS sınavına girenlerin sayısında bu sene azalma olmuş durumda.

2010 yılında yapılacak Öğrenci Seçme Sınavında katsayı sorunu kalktığı için ciddi bir çoğunluk bu sene ÖSS başvurusu yapmamış.

ÖSYM'nin açıklamalarına göre ÖSS 2009a başvuru 2008 yılına göre 11.85 (yaklaşık 195 bin kişi) azalmış.

2009 ÖSS başvuru sayısı: 1 milyon 450 bin civarı kişi. (2008 ÖSS'ye yaklaşık 1 milyon 644 bin kişi başvurmuştu.)

Zeki Sezer kararını açıkladı

Seçimlerin hemen ertesinde parti içi değerlendirmelerin yaşandığı ve bazı milletvekillerinin disiplin kuruluna sevk edildiği DSP’nin Genel Merkezi’nde bugün bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıyı düzenleyen, partinin Genel Başkanı Zeki Sezer toplantıya, talep edilen yoğunluktan dolayı televizyon programlarına katılamadığından, ilgili gazetecilerden özür dileyerek başladı. RESMİ İSTİFAMI TOPLANTILARIN SONUNA BIRAKTIM“
Ben, seçim sonrası için, muhasebe ve hesap verme günleri demiştim. 29 Mart akşamı aldığımız sonuçların ve öteden beri dayandığım görüşlerin de gereği olarak istifa kararımı almıştım. Ancak hem örgüte hesap vermeden hem de örgütle buluşmadan bunun doğru olmadığını, örgütümüze olan saygımdan ötürü düşündüm. Bu yüzden bu toplantıların sonunda resmen, fiilen istifa etmeyi düşündüm Genel Başkanlık’tan.”
ÖRGÜTÜMÜZE HAFTASONU HESAP VERMİŞ OLACAĞIM“
Bülent Ecevit gibi bir dünya devi liderden sonra onun yerine onun koltuğunda görev yapmak büyük bir onur. Parti örgütlerine saygımdan dolayı resmi istifamı 2 hafta olmak üzere geciktirdim. Ama istifa kararımı dün açıklamış ta oldum, ancak yine örgütümüze hafta sonu hesap vermiş olacağım.” “Ömrümün sonuna kadar bir demokratik solcu olarak kalacağımdan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Benim için de dünyanın en büyük gururudur bu. DSP Türkiye’nin çıkışı, daha ileri; Türkiye’nin kurtuluşudur.”
YÜZDE 10 SEÇİM BARAJI KABUL EDİLEMEZ“
Yüzde 10 kabul edilemez seçim barajı var, bu tabii parlamentonun yapısı o kuraldan beslendiği için, o barajı aşağı düşürürler mi bilemiyorum ama Türkiye bunu mutlaka aşacak ve bunda da DSP öncü olacaktır. Çünkü bu barajlarla, parası pulu yüksek olan kesimler, ‘aman inandığın güvendiğin partiye değil şuna oy ver’ kampanyaları yaparak demokrasinin önünü tıkıyorlar. Siyasetteki tıkanıklığın en önemli nedenlerinden bir tanesi parti içi demokrasinin yeterince işletilemiyor olmasıdır, tüm siyasi kurumlarımız için bunları söylüyorum. Tek adam yönetimlerini Türkiye’nin aşacağına güveniyorum.” Gazetecilerin soruları üzerine Sezer, “Örgütümüze, il başkanlarımıza ve parti meclisimize hesap vermekten kaçmamak istiyorum ve onlara saygım var, yoksa bugün giderim. Ama ömrümün sonuna kadar sosyal demokratlığım sürecek ve siyasete, elimden geldiğince katkı vermek isterim. Ben, başarılı olamayanların, o kurumun da partinin de, ülkenin de önünü tıkamaması gerektiğini bütün konferanslarımda söylemiştim ve buna uygun hareket ederek istifa ediyorum, istifa kararım seçim sonuçlarıyla ilgilidir” diye cevap verdi.
DSP İSMİNİ KİMSE DSP’DEN ALAMAZ
Bir soru üzerine Sezer yüksek sesle şöyle cevap verdi: “Demokratik Sol Parti’nin ismini kimse DSP’den alamaz, Ecevitçiliği gönlümüzden de, DSP’den de kimse söküp atamaz. Öyle Ecevitçilik lafla falan olmaz. Biz yüreğimize DSP’yi, biz yüreğimize Ecevit’i kazıdık.”

DENEMEE

DENEMEEDENEMEEDENEMEEDENEMEEDENEMEE

İzleyiciler

Powered By Blogger